Orhan Bahçıvan
 

Ayrıntılar

Saçma,
Tüm seviler yenilmiş
Uçurtma uçuran çocukların ki hariç
Sarsılır bedenim, öğretiler sarsılır
Makineleşmiş insanların yüreği
Monoton yaşam
Sanırım gece vardiyası

Kıracağım pencerenin camlarını
Salacağım gökyüzüne seni güvercin
Dünya bir çizgi
Ülkeler nokta
Ben dünyanın insanıyım
Noktanın değil

 

Yabancılaşma

Dışarıda duyuluyor yabancılaşma
Harcadığım her emek bana düşman görünür
Ve benim kendimle olan ilişkim
Nesnel bir aracıyla sana bağlanır
Songüz yaprakları azar azar öldürür
Ve görünür ayazlı kış günleri usulca

Üretim araçları şaşırtıcı değildir
Duygusal olmayacak biçimsel değişmeler
Mavi cam plastik iki gözüm İstanbul
Gereksinim duyuyorum doğal kültüre
Her/gün hayal kurmak midemi bulandırıyor
Makineler arasında romantikleşme

Kol gücüyle kayaları yıksam da n’olur
Yine sonbahar geliyor yine kış
Yine camlar buz tutacak
Üşümek bana mahsus
Yalnızlık yanıbaşımda
Dışarıda duyuluyor yabancılaşma

 

Zülfü Yare Dokunmak

1
Sokaklara yayılırken geçici bir güzellik
Tutunurum yaprakların yeşiline ben
Tutunurum gizlice

Hiç kimseyi bağışlamadım,
onlar da beni bağışlamasınlar
Haydut olduk onların adına onların kitaplarıyla
Sonra, sorgusuzca göçüp kıtalar üstüne
Oturup hüzünlü şarkılar yazdık

2
Artık,
İbrahim’in kurbanlık koyunları değilim
Efendilerim ve tacirlerim utanmasınlar
Gemilerden atlayıp kaçacağım
Forsalıktan istifa

Bana mürit diyemezsin, senin kulun olamam
Gözlerimle süpürdüm yıldızların üstünü
Ey memleket, ey şehir, silme beni anılardan
Zülfü yare dokunurken sözlerim

 

Yasaklar Aynası

Konuşmak,
Posta kutusuna atılan küçük kartlarla
Evdeki kitapların suskunluğuyla
Şu çalan türkünün ağır ritmiyle
Günlerdir koynumda,
Sır tutup sakladığım fotoğrafla konuşmak

Masal
Ruhumuzun can damarı, sevimsiz
Masal bütün bildiklerimiz
Suyu kurumuş çaylar gibiyim şu anda
Bir kavalın sesiyle
Eriyor yürekte sevdanın özü
Eriyor, makinelerle monoton düşünce

İçmişim, sendeliyor bedenimin telleri
Dur bağı4rma, görmesin bizi eller
Bir fenerin ışığıyla dönerim sokakları
Kehribar gözlü çocuk ağlar yitik zamanla
Bir bulut geçiyor antenleri öperek
Karıncalar karanlıkta mışıl mışıl
Karıncalar uykuda
»İşçilik zor zanaat«, dedim ki anlayasın1

Tekerlekler otoyolu arşınlıyor
Ustalaşan yalnızlık tırpan yemiş bu gece
Yanımda bir Yunanlı kız
Saçları karışıyor serin akşam rüzgarına
Aşkın ve özlemin tadını bilircesine
Gurbetin harcını sağlam karmışız
Kızılgedik yönüm sana dönüktür
2
Ortaçağ dünyasından sıyrılıp çıktım
Ufuk geniş, dağlar serin, yumuşacık
Bağrımda bir sevda büyür amansız

»Gidin bulutlar gidin, nazlıma selam edin«
3
Yüreğimin sancısı talan olmuş köy gibi
Ayrılığın pervazı yok dediler
Acemi gözyaşları süzülür yadellere
Ustalaşan yalnızlık çılgın ve acımasız
Özlemek, elimizde ipekli bir mendildir.

Ben yaşamın kıvancını sularda gördüm
Yüzümün bir yanı yasaklar aynasıdır
Bir yanı devr-i devran
Açılır çiçek gibi
Yeşil ağaçların dalına vurdu
İnsan bir güvercin olmak istiyor

Eğildim gülkirisi bir sevdanın üstüne
Gözleri gece gibi karanlık
Saçları zeytin rengi olan esmer kız
Ses ver sesimiz çoğalsın
Yeryüzünü kurtarmanın çabasını veriyor
Asya damgalı mektupların sahibi
Saçlarını topla yunanlı güzel
Serilmesin bu karanlık sokakların üstüne
»Alı al, moru mor«
4 bir sevdaya vurgunum
Ve ben ki, bundan böyle
Dostların yanına gönül koymuşum
Bugünden tezi yok
Yüreğimi güvercinin kanadına bağlayıp
Pencerene salacağım
Ve yaşantımın
Son damlasına kadar dövüşeceğim.

1 Ferman Baba.
2 Göle’de birçok köyün ortak yaylası.
3 Göle yöresi halay türküsü.
4 Deyim.

 

 

 

  © BeKa